…ama bu bir şapkanın resmi değildi ki.
Yuttuğu bir fili sindirmeye çalışan bir boğa yılanın resmiydi.
Küçük Prens’i okuyun.
25 Ni 2012 / 129 yorum
“Bildiğim bir gezegende, suratı mosmor olmuş bir adam yaşıyor…” diye konuşmaya başladı.
“Ne bir çiçek koklamış, ne bir yıldıza bakmış, ne de bir kimseye karşı içten bir sevgi duymuştur. Hep rakamlarla uğraşmaktan, sayılar toplamaktan bir gün başını kaldırıp başka bir şeye ilgi göstermemiştir hayatında.
O da her gün senin gibi söylenip durur: Ciddi bir işle uğraşıyorum ben! Ciddi işlerim var benim!
Bununla gururlanır, övünülecek bir şey sanır bu sözleri.
Böyleyken, ona bir insan gözüyle bakılır mı hiç? Olsa olsa mantarın tekidir o!”
24 Ni 2012 / 9 yorum
“Daha çok anlat”
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız.”
7 Ni 2012 / 19 yorum
“Lütfen bana buradan ne tarafa gitmem gerektiğini söyler misiniz?”
“Bu büyük ölçüde nereye varmak istediğine bağlı.” dedi kedi.
“Nereye vardığım o kadar da önemli değil-” dedi Alice.
“O zaman ne tarafa gittiğinin bir önemi yok,” dedi kedi.
“-yeter ki bir yere varayım.” diye açıklamada bulundu Alice.
“Hah! Ondan hiç şüphen olmasın,” dedi kedi, “yeterince yürürsen mutlaka bir yere varırsın.”
25 Mar 2012 / 11 yorum